" /> Bakan Pakdemirli, “Ege’de Son Nokta” ya konuştu… | Ege'de Son Nokta

Bakan Pakdemirli, “Ege’de Son Nokta” ya konuştu…

Bakan Pakdemirli, “Ege’de Son Nokta” ya konuştu…

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin Tarım, Orman ve Hayvancılıkla ilgili gündeme dair merak edilen konularını Ege’de Son Nokta okuyucuları ile paylaştı.

 

Türkiye’de tarım sektöründe nereden nereye geldik, sektörün durumu nedir?

Tarım ülkemiz için stratejik ve vazgeçilmez bir sektördür. Gıda güvenliğimizi sağlamanın yanı sıra sanayi, ticaret, sağlık ve turizm gibi birçok sektöre de önemli bir katkı sağlayan tarım sektörüne yapılan her yatırım, ülkemizin bütün üretim ve ticaretini olumlu yönde etkilemektedir.

Son 16 yılda uygulanan politikalar ve verilen desteklerle; tarımsal milli gelirimiz 37 milyar liradan 213,4 milyar liraya ulaştı. Ülkemizde 23,4 milyon hektar alanda tarımsal üretim yapılmakta ve bunun yüzde 66’lık bölümünde tarla bitkileri üretimi yapılıyor.

2002-2018 döneminde meyve üretimi 13,3 milyon tondan 22,3 milyon tona, sebze üretimi 25,8 milyon tondan 30 milyon tona, tarla bitkileri üretimi 58 milyon tondan 64,4 milyon tona çıktı. Toplam bitkisel üretimimiz 98 milyon tondan 117 milyon tona yükseldi.

Üretimin yanı sıra tarım ürünlerin ihracatında da rekor seviyede artışlar yaşadık. Toplam tarla üretiminin 710 bin tonunu, sebze üretimimizin 1,1 milyon tonunu ve meyve üretimimizin 3,3 milyon tonunu ihraç ediyoruz. Türkiye genel olarak meyve üretiminde kendine yeterlilik oranı yüksek olduğundan tarımsal ürünlerin ihracatında meyve ürünleri en fazla paya sahiptir.

2002 yılında 3,7 milyar dolar tarım ürünleri ihracatımız 2018 yılında 17,7 milyar dolara yükseldi. Tarımın toplam ihracat içindeki payı ise yüzde 11’dir.

Tarımın toplam istihdam içindeki payı ise yüzde 18,4’tür.

Tarımda yaşanan gelişmeler kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın refah düzeyine de yansıdı. Kırsalda yaşayan vatandaşımızın 2002 yılındaki kişi başı geliri bin 667 lira iken, 2017 yılında bu rakam 9 bin 424 liraya yükseldi.

 

Tarımda uzmanlık ve buna bağlı olarak hibe desteği projesinin amacı ve hedefi nedir, neden gerekli görüldü? Bu proje Türkiye tarımına ne kazandıracak?

Ülkemizde 2018 verilerine göre yaklaşık bir milyon yükseköğrenim görmüş işsiz vatandaşımız bulunuyor. Bunların yaklaşık 20 bini nitelikli tarım, orman ve su ürünlerini bitirmiş yüksekokul ve üniversite mezunudur.

Bu üniversite mezunu işsiz gençlerimizi tarım sektöründe istihdam ederek sektöre dinamizm kazandırmak, üretimde verim ve kaliteyi artırmak ve kırsalda örnek işletmeler kurmak amacıyla Kırsal Kalkınmada Uzman Ellerin Desteklenmesi Projesini hayata geçiriyoruz.

Projeyle kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunu olan gençlerimize, hazırlayacakları tarımsal projeleri için 100 bin liraya kadar hibe desteği vereceğiz.

Proje ilk aşamada Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin’de pilot olarak uygulanacak. Buradan elde edeceğimiz sonuçlara göre projenin ülke geneline yaygınlaştırılmayı planlıyoruz.

Proje kapsamında hayvansal ve bitkisel ürünler, su ürünleri, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimiyle bunların işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik yatırımlara destek vereceğiz.

Projelerin kırsal alanlarda hayata geçmesiyle birlikte tarımsal üretimde verim artacak, sürdürülebilirlik sağlanacak.

Yatırımların sahada çarpan etkileri diğer sektörleri de pozitif yönde etkileyecek ve kırsalda olumlu yönde ekonomik hareketliliğe yol açacak.

Yatırımlar sonucu tarım ve ormancılık sektörlerinde istihdam alanları artacak ve kentten kırsala göç olayları hızlanacak.

Tarımsal üretim uzman eller tarafından planlı ve sistemli bir şekilde yapılacak. Böylece ülkemizde profesyonel üretim şekillerinin gelişimine katkı sağlanacak.

Proje ile üniversitelerin ziraat, veterinerlik, orman, su ürünleri ve gıda bölümlerinde eğitim alan ya da eğitim almayı düşünen bireyler teşvik edilmiş olacak, bu bölümlerin prestiji artacak.

Ülkemizde bitkisel ve hayvansal kökenli bazı ürünlerin ithalatı azalacak, Gayri Safi Milli Hasılamıza olumlu katkı sağlanacak.

Projenin uygulanması, bütçesi ve detaylarla ilgili tebliğ çalışmamız devam ediyor. Bu çalışmamızdan sonra proje belirlemiş olduğumuz pilot illerde hayata geçmiş olacak.

 

Hayvancılıkta Türkiye’nin geldiği nokta nedir?

Son 16 yılda uyguladığımız politikalarla hayvancılıkta önemli gelişmeler yaşadık. Bu dönemde süt, kırmızı et, tavuk eti üretiminde Cumhuriyet tarihinin üretim rekorları kırıldı.

2002-2018 döneminde büyükbaş hayvan sayısı 9,9 milyon baştan 17,2 milyon başa, küçükbaş sayısı da 32 milyon baştan 46,1 milyon başa ulaştı.

Bu dönemde, süt üretimi 8,4 milyon tondan 22,1 milyon tona, kırmızı et üretimi 421 bin tondan 1 milyon 119 bin tona, tavuk eti üretimi 696 bin tondan 2,2 milyon tona, yumurta üretimi 11,6 milyar adetten 19,6 milyar adede çıktı.

Üretimde yaşanan artışla birlikte canlı hayvan, hayvansal ürün ve su ürünleri ihracatı 246 milyon dolardan 2 milyar 269 milyon dolara yükseldi.

 

Hayvanlara şiddet konusunda bakanlık olarak aldığınız tedbirler ve projeler nelerdir?

Hayvan hakları ihlalleri ve hayvana şiddet vakaları söz konusu olduğunda 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında gerekli idari yaptırımlar uygulanıyor.

Söz konusu kanun kapsamında hayvanlara şiddet uygulanması, işkence yapılması, öldürülmesi, neslini yok edecek müdahalelerde bulunulması, gücünü aşacak şekilde yararlanılması, başka bir hayvanla dövüştürülmesi başta olmak üzere birçok konuda idari yaptırım uygulanıyor. Bu idari yaptırımlarda şahıslara işledikleri suça göre değişen oranlarda 773 TL ile 26.027 TL arasında para cezası veriliyor.

Bu idari yaptırımların haricinde 5199 Sayılı Kanun’un 24. maddesi gereğince şiddete maruz kalan hayvanlara el konularak hayvanlar koruma altına alınıyor ya da yeniden sahiplendirme yapılıyor.

Bakanlık olarak sahipsiz hayvanların rehabilitasyonu ile ilgili yerel yönetimlere mali destek sağlıyoruz.  Bu kapsamda, hayvan bakımevi yapımı maksadıyla son 10 yılda, 60 yerel yönetime toplam 32 lira mali destek sağladık. Ayrıca, 2017 ve 2018 yıllarında sahipsiz hayvanların kısırlaştırılması için yerel yönetimlere 5 milyon liralık ödenek aktardık.

Yine özellikle sokak hayvanlarına yönelik bilinç oluşturmak amacıyla hazırlanan kamu spotu televizyon kanallarında yayınlanıyor.

Son dönemlerde hayvanlara yönelik kasten öldürme, işkence, eziyet ve kötü muamele fiillerinde artış görülmesi ve bu fiillerin kabahat kapsamında değerlendirilmesi kamuoyu vicdanını rahatsız etmektedir. Aynı zamanda uygulamada karşılaşılan sorunların da giderilebilmesi maksadıyla Kanunda değişiklik yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Kanun kapsamında bazı fiillerin suç kapsamına alınması ve mevcut idari para cezalarının da miktarlarının arttırılması yönünde, TBMM’de hayvan haklarının korunması ile hayvanlara eziyet ve kötü muamelelerin önlenmesi için gereken tedbirlerin belirlenmesi maksadıyla kurulan “Meclis Araştırma Komisyonu” ile birlikte çalışmalarımız sürmektedir.

 

Doğaya karşı çocukların ve gençliğin duyarlı olması için bakanlık olarak hayata geçirdiğiniz veya geçirmeyi planladığınız projeler nelerdir?

Bakanlığımıza bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından çocukların doğa sevgisine sahip olması ve doğayı koruması adına ülke genelinde eğitimler düzenleniyor. Mili Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa yürütülen eğitim çalışmaları kapsamında 2017 yılından bu yana 3 bin 311 okulda, 356 bin öğrenciye tabiat eğitimi verildi. Halen devam edilen bu eğitimlerle öğrencilerde doğa koruma, biyoçeşitliliğin önemi ve biyokaçakcılık gibi konularda bilinç oluşturulması amaçlanıyor.

Tabiat eğitimlerinin yanı sıra başta milli parklar olmak üzere korunan alanlardaki müzelerde, idare ve ziyaretçi tanıtım merkezlerinde öğrencilere alanların tanıtımı yapılıyor. Yerinde öğretimden hareketle, alanların tanıtımı yapılırken alanın florası, faunası ile kaynak ve kültürel değerleri hakkında ziyaretçilere detaylı bilgi veriliyor.

Ülke genelinde zaman zaman doğaya keklik ve sülün salıyoruz, göllere balık bırakıyoruz. Bu faaliyetleri mümkün olduğunca çocukların ve gençlerinde katılımını sağlayarak gerçekleştiriyoruz. Böylece çocuklara hem doğa hem de hayvan sevgisi aşılamaya çalışıyoruz.

Doğa ile baş başa kalarak eğlenceli vakit geçirmeleri için düzenlediğimiz doğa yürüyüşlerine öğrencilerimizin de katılımını sağlıyoruz.

Ayrıca teknoloji ile iç içe olan gençler başta olmak üzere vatandaşlarımızın yararlanması maksadıyla Milli Parklar mobil uygulaması hazırlayarak hem Android hem de iOS platformunda yayına sunduk. Uygulama sayesinde kullanıcılar milli parklar hakkındaki etkinlik ve duyuruları takip edebiliyorlar.

Sonuç itibariyle doğayı korumakla görevli bir bakanlık olarak, gerek koruma çalışmalarında gerekse de doğada yürütülen faaliyetler hakkında gençlerimizi bilgilendiriyor, onları organizasyonlarımıza dahil ediyoruz ve doğayı seven bir neslin yetişmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın